8 Mart 2016 Salı

Eve Giren Üç Hırsız Beni Kocamı Ve Kız Kardeşimi Sikti

Eve Giren Üç Hırsız Beni Kocamı Ve Kız Kardeşimi Sikti
Yepyeni bir sex hikayesi ile karşınızdayız. Yaklaşık beş yıldır evliyiz. Kocamla her konuda çok iyi anlaşıyoruz, seks hayatımız dahil… Onunla fanteziler kurar, sevişirken küfürlü lafları kullanmaktan zevk alırız. Karı koca olarak denemediğimiz pozisyon, zevk almak için yapmadığımız şey kalmadı denilebilir.

          Protez penis bile kullanıyoruz. Bazen kocam kullanır vibratörü, bana üçlü grubun zevkini yaşatır, bazen de ben… Belime bağlar, kocamın minik deliğini güzelce kremleyip arkasından sahip olurum. 

          Ben minyon tipli, güzel, ölçüleri gayet düzgün bir kadınım. Kocam değişik bir ışıltım olduğunu söyler hep… Benimle tanışan erkeklerin bir çoğunun bakışlarından bunu ben de görebiliyorum doğrusu…

          Kocam da benim gibi ufak tefek, yakışıklı, neredeyse güzel denilebilecek, kılsız tüysüz bir erkek… Belden bağlamanın kemerini takıp önümde domalttığım zamanlar kocamın kalçalarının ve minik deliğinin görüntüsü adeta bir kadının kalçalarından farksız olur kocamı sikerken… Geniş bir arkadaş çevremiz var. Çok sık dışarıya, eğlenmeye çıkarız. Sabaha karşı eve dönüp seviştiğimiz ya da sızdığımız çok olmuştur.

          İşte o korkunç gece de, yine geç saatte eğlenceden dönmüş, alkolün de verdiği rahatlamayla delicesine sevişmeye başlamıştık. Kocam çırılçıplak kalmış, benimse her zaman istediği şekilde, üzerimde jartiyer çoraplarım ve yüksek topuklu ayakkabılar vardı sadece…

          69 yapmıştık. Ben üstümde sallanan eşimin takımlarını okşayıp yalarken, kocam da üstümde amımı yalayıp yutmakla meşguldü. Öyle zevk alıyordum ki, gırtlağıma kadar aldığım kocamın organı yetmezmiş gibi parmaklarımı da torbalarında, arka deliğinde gezdiriyor, erkeğimi zevkten kıvrandırıyordum.

          Orta parmağımı ağzımda ıslatıp deliğine sokup çıkarmaya başladığımda dayanamadı. Amımı yalamayı bırakıp kalktı, seks oyuncaklarımızı koyduğumuz etajerin çekmecesinden aldığı belden bağlamalı protezi uzattı bana… Parlayan gözlerinden ne istediğini anlamıştım, gülümsedim,

          - “Neden yalamıyorsun amcığımı, ne istiyorsun aşkım?” dedim anlamamazlıktan gelerek. Oysa domuz gibi biliyordum ne istediğini… O da oyuna katıldı,

          - “Parmağın delirtti beni karıcım… Canım öyle istedi ki…”

          - “Ne istedi kocacım?” Zorla elime tutuşturdu protezi,

          - “Biliyorsun işte orospu… Beni sikmeni istiyorum… Geçir şunu artık… Bir an önce başla…” diye sert erkek pozlarında emir verdi bana… Kalkıp protezi geçirip ayarını kendime göre yaptım. Önümde sallanan erkeklik organıyla heyecan içinde beni bekleyen kocama dönüp yaklaştım,

          - “Demek benim kocam sikilmek istiyormuş ha?” dedim. Elimle tüysüz götüne kuvvetli bir şaplak attım. Tüysüz kalçalarında beş parmağımın izi kalmıştı bir anda kıpkırmızı… “Domal bakalım kaltak, fahişe, sikici erkeğin koca yarrağıyla seni siksin bir güzel…”

          İkiletmedi lafımı, hemen yatağın üzerinde domaldı hevesle… Eğilip arka deliğini yaladım ıslak ıslak… Büzüğü arzuyla titriyordu. Dilimden aldığı zevkten kasıldığını hissediyordum. Elimle alttan sertleşmiş sikini tutup okşadım bir yandan da… Kalçasını iki yana salladı, başını çevirip,

          - “Hadi artık… Bekletme… Sikeceksen sik…” dedi. Doğrulup elimle tekrar kabalarını sert sert tokatlamaya başlayınca “Aahhhh… Yapmaa…” diye inledi kadın gibi… Eğilip saçına asıldım, çektim. İnledi. Kulağına,

          - “Ne oldu orospu? Canın mı yandı? Merak etme, şimdi sikicem seni… Yarrağımı geçiricem senin güzel, parlak götüne…” dedim.


          Tam onun bayıldığı şeylerdi bunlar… En tahrik olduğu… En sevdiği oyunumuz… Önümdeki takma sikin üzerine tükürüp ıslattım, elimle güzelce yaydım. Kayganlaşan aleti yavaş yavaş kocamın arka deliğine geçirmeye başladım. Tamamen girince de inlemelerine aldırmadan sertçe arkasında gidip gelmeye başladım.

          İşte tam o anda yatak odasının kapısı büyük bir gürültüyle ardına kadar  açılıverdi. Sanırım tekmeyle vurularak açılmıştı kapımız…

          Kapıdan içeriye üç tane ızbandut gibi herif girdi. Kapının önünde yan yana durmuş, sırıtarak bize bakıyorlardı.

          Donup kalmıştık. Çok acaip bir durumdu. Çıplak kocam önümde, yatakta domalmış. Ben arkasında, ayakta, yarı çıplak, belimde bağlı protezi köküne kadar kocamın götüne gömmüşüm. Üzerimde sadece jartiyer çoraplar ve ayakkabılar…

          Kaç saniye sürdü bu durum bilmiyorum, bir çığlık atıp kocamın arkasından çıktım. Yatağın üzerindeki pikeyi kaldırıp altına girmeye, çıplaklığımı ve önümdeki yapma siki gizlemeye çalıştım. Kocamsa donup kalmıştı adeta… Korkudan bir anda sönen sikiyle öylece, aptal aptal duruyordu.

          İçeri giren üçlüden biraz önde duran ve en irileri olan herifin elinde koca bir bıçak vardı. Elinde oynattıkça ışıkta pırıl pırıl parlıyordu ölüm soğukluğuyla… Sanki bir korku filminde gibiydik. Adam gülerek bizim halimize bakarken birden ciddileşti. Elindeki bıçağı bize doğru uzatarak,

          - “Şştt…” dedi. “Sesinizi yükseltirseniz dilim dilim doğrarım ikinizi de…” Korkudan bütün tüylerimin diken diken olduğunu hissediyordum. Yanındaki konuştu bu kez,

          - “Ulan şunlara bak… Her gece sabaha kadar gelmeyen ev sahiplerimizin bu gece sikişecekleri tutmuş… Biz de ev boşken rahat rahat soyarız diye plan yapmıştık oysa…”

          Oluşan sessizliği kocam bozdu. Dizlerinin titrediğini görebiliyordum. Ellerini önüne kapatmış, apış arasını saklamaya çalışıyordu. Dişleri birbirine vurarak korkuyla,

          - “Lütfen… Ne istiyorsanız alabilirsiniz… Alın ve gidin… İnanın kimseye söylemeyiz…” diye yalvardı. İri yarı olanı,

          - “Alacağız, merak etme…” dedi. Diğerleri de kahkahalarla güldüler. Yavaş adımlarla yanımıza gelmişlerdi şimdi… Kılıksız üst başlarıyla, uzamış kirli sakallarıyla öyle korkunç görünüyorlardı ki… Elindeki bıçağın ucunu kocamın burnuna değdirdi,

          - “Bak canım… Şimdi biz istediğimizi alacağız. Sizinle biraz hoşça vakit geçireceğiz. Sen itiraz edersen karını, o itiraz ederse seni keserim…” dedi. Ciddi olduğu belliydi. Karşı koyacak durumumuz yoktu. Diğerlerine,

          - “Ben bu ibneyi alıyorum, kadın şimdilik sizin…” dedi. Sikini pantolonundan çıkarıp kocamın ağzına uzattı. Daha önceki sevişmelerimizde protez yarak yalayan kocamın deneyimi vardı, ama bildiğim kadarıyla gerçeğini hiç ağzına almamıştı. Bir an tereddüt etti kocam… Adam suratına okkalı bir tokat akşetti,

          - “Yala ulan ibne…” dedi. “Sadece dilin ve dudakların değecek yarrağıma… Dişlerini hissettiğim anda anam avradım olsun deşerim seni…”

           Kocam gözleri dolmuş, ağladı ağlayacak vaziyette, çaresizce adamın koca sikinin başını ağzına aldı. Pis kokuyordu adam… Belli ki bugün hiç yıkanmamıştı, kokusunu ben bile alabiliyordum. Çaresiz dayanmak zorundaydı. Kuş gibi açtığı ağzına sığdırmaya çalıştı aleti…

          Ben kocamın ağzına giren alete bakarken diğerleri de bir anda benimle uğraşmaya başladılar. Altına saklanmaya çalıştığım pikeyi çıkarıp attılar. Biri sikini çıkarıp ağzıma soktu, pompalamaya başladı.

          Diğeri arkama geçmiş, bacaklarımın arasındaki protez penisi söküp atmıştı. Sikinin başını amıma sürtmekle meşguldü. Sıcak sıcak am dudaklarımı okşayan alet fazla zorlanmıyordu. Çünkü eşimin az önceki yalamalarından, eşimi becerirken aldığım zevkten amım sırılsıklamdı zaten…

          Kocam ağzında adamın sikini yalarken yan yan bana bakıyordu korku dolu gözlerle… Adeta bırak ne isterlerse yapsınlar, canımızdan olmayalım der gibiydi. Zaten ne yapabilirdik ki üç ızbanduta karşı iki ufak tefek insan… Koca bahçenin içinde dubleks ev, etrafta kimseler yok, bağırsan duyulmaz, bu saatte kimseler arayıp sormaz, yardıma gelmez.

          Arkamdaki adam uğraşıp dururken sikini birdenbire amıma sokuverdi. Bu kadar  ani bir hareket beklemiyordum, can havliyle bir çığlık attım. Diğeri beni susturmak için saçlarıma yapışarak başımı kendine çekip sikini ağzımın içine iyice soktu. Birisi amımdan, diğeri ağzımdan beni sikiyorlardı.

          Kocam çaresiz gözlerle bana bakıyordu. Yapabileceği bir şey olmadığı gibi o da diğer hırsızın sikini emmekle meşguldü. Kocam emip yaladıkça ağzındaki sik dışarıya çıktıkça büyüdüğünü, devasa bir hal aldığını görebiliyordum. Yarısını bile zor sığdırabiliyordu ağzına…

         Adam kocamın saçlarına yapıştı, canını acıtırcasına istediği hareketleri yaptırıyordu. Arada sırada sikini kocamın ağzından çıkartıyor, taşaklarını yalatıyor, sonra tekrardan ağzına sokuyordu sikini. Başını iyice kendine çekiyor, sikinin ucunu gırtlağına kadar sokuyor, kocamı boğulacak hale getiriyordu.

          Benim de ondan farkım yoktu zaten… Aynı hareketleri bana uyguluyordu ağzımdaki… Arkamdaki herif de durmadan gidip geliyordu amımda… Bir süre sonra çıktılar deliklerimden… Tam rahatlamıştım ki sevincim uzun sürmedi. Meğer yer değiştireceklermiş.

         Ağzımdaki arkama geçti bu kez o sikmeye başladı. Arkamdaki de içimden çıkardığı sikini bana yalatmaya, ağzıma sokmaya başladı. Bu arada kocama sikini yalatan adam da ağzından çıkardı aletini… Kocamandı gerçekten… Yalanmaktan pırıl pırıl parlıyordu ışıkta… Kocamı çevirip arkasına geçti…

          - “Plastik siki ne yapacaksın ulan ibne, al sana hakikisi…” diye bir kahkaha koyuverdi. Sikini sadece tükürükle ıslatarak götüne dayadı. Kocamsa inleyerek,

          - “Yavaş ol bari ne olur…” diyerek yalvardı.

             Adam umursamadı bile, sikini hızla kocama kökledi. Daha önce makul boyutlu bir protez siki içine almaya alışkın olan kocamın götü bu iri sikin boyutuna dayanamadı. Acı bir feryat kopardı. O koca yarağı nasıl alabilmişti bilmiyorum. Herhalde götü yırtılmıştı adamcağızın… Adam kocamın arkasında gidip gelmeye başladı. Bir süre sonra kocamın acı acı bağırmaları, inlemeleri hafifledi. Yine inliyordu fakat bunca yıldır sikiştiğim kocamı tanıyordum, artık inlemeleri zevk inlemesine dönüşmüştü. Hatta hareketlerinden hoşuna bile gittiğini hissediyordum.

          Ben de ondan farksızdım aslında… Yapacak bir şeyim yoktu. İki adamın arasında biri ağzımdan, diğeri amımdan değişe değişe sikiyorlardı beni… Kendimi olayların akışına bıraktım. Tecavüz kaçınılmazdı, ben de kendimi sıkmadan zevk almaya bakmalıydım. Ve gerçekten ıslak amımda gidip gelen sikin verdiği zevk tüm vücudumu kaplamaya başlamıştı.

         Kocamdan önce elbette ilişkilerim olmuştu, ama evlendikten sonra onu hiç aldatmamıştım, başka bir erkekle beraber olmamıştım. Sevişirken bazen birkaç erkek tarafından sikildiğimi hayal eder, kocama da anlatırdım bu kurduğum hayalleri… İstediğim şey bu gece gerçekleşmişti zorla da olsa… 

         Başlangıçta gözlerimden yaş gelerek istediklerini yaparken, şimdi zevkten inlemeye başlamıştım. Kocam da kendini aşmaya başlamıştı. Kalçalarını sallaya sallaya adamın bel hareketlerine cevap vermeye, adamı delirtmeye başlamıştı. Arkamda sikini sokup çıkaran adam,

          - “Tava geldi bunlar iyice Mesut abi…” dedi.

          Hepsi de gülmeye başladı. Kocamın arkasındaki Mesut ağabeyleri kasılarak boşalmaya başladı. Götünü spermleriyle doldurmuştu. Tüm ağırlığıyla üstüne yığıldı. Diğerleri de gaza geldiler, onun ardından arkama ve ağzıma fışkırtmaya başladılar.

          Sıcak döllerin tadını ağzımda hissedince ağzımı çekip kaçınmaya çalıştım. Ama adam saçlarıma yapıştı, sikini ağzımın derinliklerine kadar sokarak tüm spermlerini boğazımdan aşağıya boşalttı. Kusacak gibi oldum, öğürüyor, öksürüyordum.
          Bizi yatakta öyle sikilmiş, döl içinde bırakıp birer sigara yaktılar. Adı Mesut olan elebaşları,

          - “Evi dolaşın, değerli ne varsa hepsini toparlayın…” dedi diğerlerine… İkisi odadan çıktılar. Mesut bize dönerek,

          - “Yalayın ulan sikimi orospular…” dedi.

              Kocamla birbirimize baktık. Çaresizdik. Dediğini yapmaktan başka çaremiz yoktu. İkimiz birden sikini paylaşmaya başladık. Kocam hala olaya alışmaya çalışırken tutuk davranıyordu. Bense her zaman yaptığım şeyi yapıyordum, kendimi beğendirmek istercesine elimdeki aleti yalıyordum.

              Hoşuma gitmişti Mesut’un kocaman şeyi… İçinde bulunduğumuz ortamı unutmuş gibiydim adeta, adamın kalın, damarlı aletini yalamak zevk veriyordu bana… Kocamsa Mesut’un sikini bana neden yalattığını anlamıştı,

          - “Bak, istiyorsan seni ağzımızda boşaltalım bir kez daha… Ya da beni sik bir daha… Ama karıma dokunma… Sikin çok büyük, canını yakarsın” dedi.

          - “Fazla konuşma ulan” diye bir tokat daha patlattı yüzüne… Gözlerinden yaş geldi kocamın… Ben de daha çok emmeye başladım tokat yeme korkusuyla… Mesut’un siki çatlayacak gibi kabarmış, başı mosmor olmuştu. Sertçe sikini çekti elimizden ağzımızdan… Kocama,

          - “Karını önümde domalt ulan ibne…” dedi. Çaresi yoktu, dediğini yaptı. Ben zaten onu beklemeden önünde domalmıştım bile…

          - “Sikimi eline al ve karının götüne daya…” diye emretti Mesut. Kocam duraksayınca bir tokat sesi daha çınladı odanın içinde… Başımı çevirip baktığımda kocamın ağzının kenarından kan geliyordu. İstediğini yaptı. Eliyle tuttuğu Mesut’un sikini minik deliğime dayadı.

          - “Şimdi yarrağımı karının götüne sokmaya başla bakalım…” diye bir emir daha verdi.

          Kocam götümün yanaklarını mümkün olduğunca ayırmaya çalışarak Mesut’un koca yarrağının başını benim arka deliğime bastırmaya başladı. Daha sikinin başı girmemişti ki duyduğum korkunç can acısından çığlık kopararak kendimi öne doğru attım. Mesut kocama bir tokat daha patlattı,

          - “Bu orospu kendini her kaçırışında seni döveceğim… Girmiyorsa yala karının göt deliğini, ıslansın biraz daha…” dedi.

          Kocam eğilip deliğimi yaladı ıslak ıslak… Dilini içeriye kadar sokmaya, canımın yanmaması için mümkün olduğunca ıslatmaya çalışıyordu. Sonra tekrar adamın sikini eline aldı, bir daha göt deliğime dayadı. Bu kez can acısına direnmeye çalışıyordum dudaklarımı ısıra ısıra… Mesut bana doğru yüklendi. Sikinin yarısı girivermişti içime… İnledim. Ama kaçmadım bu kez…

          - “Gir alttan karının amını yala… Zevk alsın ki orospunun göt deliği açılsın iyice…”

          Emri alan kocam yatıp bacak arama girdi, klitorisimi yalamaya başladı. Haklıydı piç herif… Zevk alıyordum. Amımdan aldığım zevk arkamdaki acıyı dengelemeye başlamıştı sanki… Daha kolay girip çıkar olmuştu koca yarak… Mesut da insafa mı gelmişti ne, sikinin yarısını sokup çıkarıyor, tamamını köklemiyordu.

          Fakat yanılmışım. Sadece sikine yol açmaya çalışıyormuş. Bir süre yarım yarım gidip geldikten sonra tüm gücüyle yüklendi arkama… Siki tamamen kaybolmuştu içimde, kasıklarını arkamda hissettim. Dibime kadar girmişti. Ben yığıldım kaldım. Acıdan bayılacak gibiydim. Dudaklarım buz gibi olmuştu.

           Mesut hiç beni umursamadan içimde gidip gelmeye başladı. Sikini tamamen çıkartıyor, sonra köküne kadar sokuyordu yeniden… Beş dakika kadar gidip geldi arkamda… Ben yine alışmıştım. Acı hafifliyor, deliğimin kenarlarında gidip gelen sikinin uyarıcı teması zevk veriyordu artık… Birden sikini çıkardı arkamdan,

          - “Aç ulan ağzını ibne…” diye bağırdı kocama… Dediğini yaptı o da… Mesut arkamdan çıkardığı sikini kocamın ağzına uzattı. Sarsıla sarsıla boşalıyordu.

          -“Yut hepsini…” dedi.

          Kocam dediğini yapmazsa başına gelecekleri bildiğinden ikiletmedi. Fışkırttığı bütün spermlerini yuttu. Ben de bu arada kendimi yana atmış, çam yarması Mesut’un koca sikinden fışkıran döllerin kocamın ağzına yüzüne fışkırmasını izliyordum. Öyle çok boşalıyordu ki…  Kocamın yutamadığı spermler ağzının kenarından süzülüyordu.

          Götümdeki sızlamaya rağmen bu manzara beni tahrik etmişti. Evet… Zevk alıyordum tüm bu yaşananlardan… En çılgın fantezilerimizde bile hayal edemeyeceğimiz bir olay yaşıyorduk. Sanırım kocam da benden farklı değildi. Bana baktı. Hemen yanına sokuldum. Mesut’un sikini yine kocamla paylaşıp yalamaya başladım. Ben de spermlerinin tadına baktım.

          Mesut şaşırmıştı ama hoşuna da gitmişti. Kendini ağzımıza ve dillerimize bıraktı. O sırada diğer ikisi buldukları bazı değerli şeylerle odaya döndüler.

          - “Oooo Mesut Abi… Biz iş peşindeyken sen malı götürüyorsun” diye sırıttılar.

          - “Gelin ulan…” dedi Mesut, “Bu orospular yarağın tadını aldılar, sabaha kadar sikelim şunları…”

          Adamlar hiç ikiletmeden arkamıza geçtiler. Birisi kocamın götüne, diğeri benim amıma geçirdiler siklerini… Biz de bu arada Mesut’un sikini yalamaya devam ediyorduk. Mesut biraz sonra diğerlerine

          - “Durun ulan…” dedi. Sikini ağzımızdan çıkarttı, yatağa uzandı. Bana,

          - “Gel üstüme orospu…” dedi. Beni sikinin üzerine oturttu. Boru gibi yarrağını bir anda amıma sokuverdi. Öyle zevk alıyordum ki, delirmiş gibi Mesut’un sikinin üzerinde zıplıyordum. O kocaman sik amımda bir görünüp bir kayboluyordu. Mesut adamlardan birisine,

          - “Sen de götüne gir şu orospunun da yarak tatsın biraz…” dedi.

          Adam hemen yerini aldı. Diğeri de talimat beklemeden ağzıma sokuverdi sikini. Üç ızbandut beni aralarına almış, sandviç yapmış sikiyorlardı. Hayatımda hiç duymadığım zevkler bütün vücudumu sarmıştı. Her yerimden zevk alıyordum. Beynimden ateş fışkırıyordu adeta… Amımda götümde piston gibi çalışan yarakların verdiği zevkten ağzımdaki yarağı somurup duruyordum çılgınca… Mesut kocama,

          - “Sen de aradan taşaklarımızı yala ulan ibne…” dedi.

          Kocam hemen dediğini yaptı. Artık beş vücut senkronize olmuş, ritmik şekilde hareket ediyorduk. Bir süre böyle hareket ettikten sonra arkamdaki adam içimden yarağını çıkardı ve kocamın yüzüme boşalmaya, kocam da hep bunu beklermiş gibi hepsini yutmaya başladı.

          Tam kocam ağzındaki siki yalayıp tertemiz yapmıştı ki benim ağzımdan yarağını çıkaran adam telaşla yatağın yanındaki etajerin çekmecelerini hırsla açıp bir şeyler aranmaya başladı. Biraz sonra aradığını buldu.

           - “Sizin gibi azgın orospuların evinde böyle sapıkça şeyler bulunduğuna emindim. Yanılmamışım.”  Ellerini havaya kaldırıp pis bir sırıtışla bulduğu şeyleri diğerlerine ve bize de gösterdi. Bir elinde özel yapım deri kırbacımız vardı. Diğer elinde de benim takım halinde sakladığım hepsi kırmızı renkte, ön kısmı delik tanga külodum, jartiyerim ve çoraplarım vardı. Kocamın önüne attı onları… Kırbacı kocamın üstünde şaklatarak acıyla bağırttırdı zavallıyı,

          - “Al ulan yavşak pezevenk… Giy bunları…” dedi. “Seni bunlarla sikicem…”

          Kocam çaresiz kalktı, titreyen elleriyle benim seksi çamaşırlarımı giymeye çalıştı. İki haydut elleri kalkık siklerinde, benim üstünde gidip geldiğim Mesut da gülerek kocamı izliyorlardı. Gerçekten garip manzaraydı. İç çamaşırlarımı giyen kocam, tüysüz parlak vücuduyla adeta bir kadın gibi olmuştu.

          Yarı sert erkekliği önü açık tanga külottan dışarıya sarkıyor, tüysüz düzgün bacaklarında benim kırmızı jartiyer çorapları harika görünüyordu. Çamaşırları giymesini sabırsızlıkla bekleyen adam elinden tutup bir tur kendi etrafında döndürdü kocamı… Pembe beyaz kıçına bir şaplak atıp,

          “Üfff… Harika görünüyorsun yavrum…” dedi. “Hadi karının yanında domal da kadın gibi sikilmenin zevkine var…”

          Kocam yanımıza geldi. Dizlerinin üzerinde domalıp erkeğini bekledi. Adam da arkasına geçti, tanga külodu yana çekti. Sikini tükürükleyip kocamın götüne daldırıverdi. Diğeri de önüne geçti, sikini kocamın ağzına verdi.

          Şimdi iki erkek, benim sevgili kocamı ağzından götünden sikiyorlardı. Kırmızı külotla, jartiyer ve çoraplarla öyle güzel görünüyordu ki… Sanırım kocam da müthiş zevk alıyordu bundan… Gözlerini kapatmış içine girip çıkan yarakları hissetmeye çalışır gibiydi…

          Ben defalarca boşalmama rağmen altımda yatıp keyfine bakan Mesut boşalmamıştı. Amımdan akan zevk sularından kasıkları sırılsıklam olmuştu. Sikinin üstünde oturup kalktıkça kabarmış klitorisim o ıslaklığa yapışıyor, beni zevkten delirtiyordu.

          Dakikalarca sürdü bu şehvet oyunu… Benim inlemelerim, adamların böğürmeleri, vücutların birbirine çarpan sesleri odayı kaplamıştı. Zevkten başım dönüyordu artık… Önce kocamın arkasındaki, sonra ağzındaki boşaldı. Ve sonra Mesut hareketlendi… Birden kalktı altımdan, kocamla bana,

          - “İkiniz de önüme diz çökün” diye emretti. Dediğini yaptık. Sarsıla sarsıla spermlerini yüzümüze fışkırtmaya başladı. Deli gibi yalıyor, emiyor, bir damlasını bile ziyan etmemeye çalışıyorduk. Adamların hepsi pestil gibi olmuştu, tabii biz de… Mesut bize,

          - “Bundan sonra evinize soygun için girmeyeceğiz, ama sizi haraca bağlıyorum” dedi. Elindeki kamerayı göstererek, “Her ay, istediğim zaman, istediğim kadar adamla gelip sizi sikeceğim. Polise gitmeyi falan düşünmezsiniz herhalde… Yoksa karı koca üç kişiye nasıl sikildiğinizi, nasıl zevkten kıvrandığınızı herkes görür… Başından sonuna kadar sikiş filminde baş roldeydiniz…”

          İtiraz etmedik. İtiraza niyetimiz de, gücümüz de yoktu zaten… Giyindiler, evden hiç bir şey almadan çıkıp gittiler geldikleri gibi… Eh, alacaklarını almışlardı benden ve kocamdan…

          Belki üç gün kendimize gelemedik kocamla… Neden sonra toparlanabildik. Birbirimize baktığımız anda biliyoruz ki aklımızda o sikildiğimiz anlar var… Bir anda tahrik olup birbirimize giriyoruz, çılgınca sevişiyoruz.


          Hırsızlarımız mı? Hala zaman zaman kalabalık bir grup halinde gelip bizi sikiyorlar. Gelmelerini sabırsızlıkla bekliyoruz ikimiz de… Müptelası olduk… Kendimiz sikildiğimiz yetmiyormuş gibi bir akşam habersiz çıkıp gelen körpe dul kızkardeşimi de kadroya aldılar. Zavallı kocam, karısı, baldızı, domalta domalta sikiyorlar hepimizi…

7 Mart 2016 Pazartesi

Üvey Kız Kardeşimi Siktim

Üvey Kız Kardeşimi Siktim
        İşsiz güçsüz bir delikanlıydım. Daha doğrusu, kendime göre bir iş bulamadığım için, çalışmıyordum. Her zaman para sorunu yaşardım. Para sorunumu halletmek için devreye üvey annemi sokardım. O da bir şekilde babamı ikna edip, aldığı parayı bana veriyordu. Kısacası baba parası yiyordum. Üvey annemin bir de kızı vardı, Serpil adında. Serpil birkaç aylık nışanlıydı ve yakında evlenip gidecekti. Bir markette kasiyerlik yapıyordu. Nişanlı olduğu için, aldığı paradan bana zırnık bile koklatmıyordu. Beyaz eşya aldığından onların taksitlerini ödüyordu. Kısacası, çeyiz düzmekle uğraşıyordu.
Serpil’in nişanlısı Ferit adında, kendini beğenmiş, gıcık biriydi. Bize geldiği zamanlar Serpil’den başkasını gözü görmezdi. Saatlarce bizde kalır, Serpil’in odasından çıkmazdı. Bu duruma karşı çıktığım halde beni ciddiye bile almazlardı. Serpil haftalık iznini onunla beraber geçirirken, eve akşam geç saatlerde dönerdi. Aralarında sekiz yaş vardı. Ferit’in babası inşaatçı olduğundan kendisi de onunla takılırdı. Kendisi çalışmadığı halde babası sayesinde idare ediyordu. Son model arabası vardı, bununla ne bok yediği belli değildi. Zamparalık dahil herşey beklenirdi ondan. Zihnimdeki acabalar gittikçe artarken, bütün bu düşünceler içimi kemiriyordu.
Daha önceki yıllarda ailece her yaz köye gider, birkaç ay tatil yapardık. Fakat o yaz, Serpil çalıştığı için zorunlu olarak ben de yanında kalmıştım. Babamla üvey annem köye gideli bir aydan fazla olmuştu. Serpil ile evde beraber kaldığımız süre içinde herhangi bir olumsuzluk olmamıştı. Serpil sabah saat 9:00 gibi işe gidiyor, akşam 19:00 gibi dönüyordu. Son zamanlarda geç kalsa da, kafama takmıyordum. Daha önce ben Serpil’in eşofman giymesine karşı çıkarken, artık herhangi birşey demiyordum. Doğrusu hoşuma bile gidiyordu. Eşofmana sığmayan, dolgun yuvarlak kalçalarının yanında, giydiği külotun izi bile anlaşılıyordu. İlk zamanlar normal külotlardan giyerken, son zamanlar tangaya merak salmıştı. Eşofmanın altındaki tanga, kalçalarını ikiye bölüyordu. Durumu dikkat çektiği halde, yanımda oldukça rahattı. Serpil’e karşı hislerim değişmeye başlamıştı.

Yazın çok sıcak olan evimiz geceleri uyku uyutmuyordu. Serpil’in de serzenişleri de bunu doğruluyordu. Sıcak nedeniyle uyuyamadığını, uykusuz yorgun halde işe gittiğini söylüyordu. Sabahları kalkmakta zorluk çekiyordu. Kaldırmam için yardım istemişti. Bir sabah uyandırmak için, odasına girdiğimde inanılmaz bir manzarayla karşılaşmıştım. Serpil, yüzü koyun uzanmış, külot sütyen yatıyordu. Külot dedimse bu normal bir külot değildi, tanga idi. Giydiği tanga kalçaların arasında kaybolmuştu. Sadece üst kısmı görünüyordu. Yastığa sarılmış, kalçalarını da geriye doğru çıkarmıştı. Bembembeyaz teni inanılmaz güzeldi. Beyaz kalçalar kabak gibi parlıyordu. Bu görüntü beni mahvetmişti. Manzara karşısında dayanamayıp külotuma boşaldım.
O günden sonra Serpil’e bakışlarım dahada değişmişti. İzin günleri geç saatlere kadar nişanlısıyla beraberdi. Kendisine, nişanlısından hoşlanmadığımı, o mendeburdan herşey beklenebileceğini söylerken, dikkatli olması için tembihliyordum. Serpil söylediklerimin ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu. Bana, “Merak etme Gökay, bu konuda bana sonuna kadar güvenebilirsin!” diyordu ve ben de ona güveniyordum. Kendisine güvendiğim için de üzerine gitmiyordum. Daha sonraki günler bu konularda daha samimi olmuştuk.
Bir akşam eve gelirken 6 şişe bira getirmiştim. Babamlar evde olmadığından içmemde bir sakınca yoktu. Serpil bu konuda ağzını bile açmamıştı. Ona, “Sen de içsene kız!” dedim. Serpil, “Töbee töbee, delimisin sen yaa!” diyor, içmek istemiyordu. Ben de, “İç şunu kız, birşey olmaz!” diyerek ısrarımı sürdürüyordum. Sonunda, “İçerim, ama sarhoş olursam sorumlusu sensin!” dedi. Hem müzik dinliyor hemde içiyorduk.
Serpil ikinci bira şişesini bitirdiğinde, kelimeler ağzında yuvarlanıyordu, gözleri kaymış, ne dediğini bilmez haldeydi. Serpil, “Başım dönüyooor, ben şimdi sarhoş mu olduummmm?” derken kahkalara boğuluyordu. Alışkın olduğum için, bir iki bira, beni etkilemiyordu. Ben kendimi konrol ederken, Serpil kendini kaybetmeye başlamıştı. Nışanlısıyla ilişkisinin ne düzeyde olduğunu öğrenmek istiyordum. Ben sordukça, yarım yamalak anlatmaya çalışıyordu. Anlattığına göre, öpüşme ve ellemelerin dışında henüz ilişki yaşamamışlardı. Nışanlısı daha fazlasını isterken, kendisinin buna izin vermediğini söylüyordu.
Vakit ilerledikçe Serpil kendinden geçiyor, sarhoş oluyordu. Daha fazla dayanamadı ve koltuğa uzandı. Kısa bir süre sonra da sızdı ve uykuya daldı. Öyle tatlı, öyle güzeldi ki, bakmaya doyamıyordum. Sırtüstü yattığı için, badinin içine sıkışan göğüsleri pramit gibi duruyordu. Birkaç kez, “Serpiill! Serpiill!” diye seslendiğim halde, ölü gibi yatıyordu. Cesaretimi toplayıp yanına yaklaştım. Dizlerimin üzerine çömelerek birkaç kez dürttüm. Kıpırdadığında, bir bacağı koltuktan kayarak yere değdi. O anki görüntüsü dayanılır gibi değildi. Açılan bacakları amını da ortaya çıkarmıştı. Eşofmanın içindeki am, ortadan ikiye bölünmüş gibiydi. Şişkin yuvarlak amı, beni inanılmaz heyecanlandırmıştı. Zaten kalkmış olan yarrağım, bu görüntü karşısında zonklamaya başlamıştı.
Başımı bacaklarının arasını sokup, eşofmanın üzerinden amını koklamaya başladım. Amını koklarken, neredeyse boşalacaktım. İnanılmazdı ve harika kokuyordu. Dokunmak istiyordum, ama cesaret edip amına dokunamıyordum. Bendeki istek ve arzu büyüdükçe, kendimi frenliyemiyordum. Ne olacaksa olsun düşüncesiyle, eşofmanın üzerinden amına dokundum. O an zevkten titremiştim. Amının girinti ve çıkıntılarını parmaklarımla yoklarken, şeklini şemalini öğrenmeye çalışıyordum. Eşofmanı inceydi ve ellemesi daha kolay oluyordu. Amını görmek için eşofmanı araladım. Minik külotu, amının kıllarını bile kapatmıyordu. Giydiği külot tanga olunca bu görüntü kaçınılmazdı. Amının üst kısmına bakarken daha fazlasını görmek istiyordum. Bunun için eşofmanını çıkarmam gerekiyordu. Salonda çıkaracak olsam, uyandığında söyleyecek kelime bulamazdım. Dürtükleyerek, “Kalk kız burda uyuma, yatağına git yat!” diye seslendiğimde, sadece anlamadığım birşeyler mırıldandı, hepsi o kadar.
Koltuk altlarından tutarak ayağa kaldırdım. Kucaklayıp odasına taşıdıktan sonra, yatağın üzerine sırtüstü bıraktım. Işığı açıp ayak dibine oturdum. Derin bir nefes alarak, eşofmanın lastikli yerinden tuttum, bacaklarından yavaş yavaş sıyırarak ayak uçlarından çıkardım. Şimdi üzerinde sadece siyah tangası kalmıştı. Amını bile kapatmayan bu küçük bez parçasını indirirken kalbim duracak gibiydi. Sonunda onu da çıkardım. Daha iyi görmek için bacaklarını dizinden kırarak yanlara doğru açtım. Şimdi amı tamamen ortaya çıkmıştı. Karşımda mükemmel bir manzara vardı. Uzun kılların arasındaki yarık boydan boya uzanıyordu. Amının dudakları, sağlı sollu ağız kısmını kapatıyordu. Klitorisi ise küçük, ama diriydi.
İncelemeye devam ederken, yarrağım kalkmış zonkluyordu. Çıplak kalçaları, kocaman görünüyordu. Daha sonra, ayak bileklerinden tutup bacaklarını yukarı ve yanlara doğru açtım. Kalçaları kabak gibi ortaya çıkmıştı şimdi. Siyah kıllarla çevrili götdeliğinin varlığı anlaşılmıyordu bile. Amının sıcaklığı yüzüme vururken, sanki sidik kokuyordu. Burnuma vuran bu koku, en kaliteli parfümden bile daha etkiliydi. Tüm cesareti toplayıp dilimi amına değdirdim, sonra da yavaş yavaş yalamaya başladım. Tuzlu bir tadı vardı. Tuzlu olmasına rağmen hoşuma gitmişti.
Uyanma ihtimali vardı. Daha dikkatlı olmam gerektiğini düşündüm. Kafamdaki düşünce nedeniyle bacaklarını yavaş yavaş bıraktım. Bu görüntüyü ölümsüzleştirmem lazımdı. Bir daha böyle bir fırsat yakalayamayabilirdim. Gittim salondan telefonumu aldım geldim. Amını ve götünü en ince ayrıntısına kadar çekip telefonuma kaydettim. İlerki günlerde 31 çekmemem için harika bir yatırımdı. O ana kadar, boşalmamak için kendimi zor tutmuştum, artık boşalmak istiyordum. Serpil’in amına bakarken, çeşitli fantaziler hayal etmeye başladım. Onu sikmek, amına sokmak istiyordum, ama bu mümkün değildi. Hayal bile olsa girip çıkmaya başladım. Bir iki dakika içinde titremeye başladım. Büyük bir zevk kasıklarımı sararken daha fazla dayanamamıştım. Saniyeler boyunca boşaldıkça boşaldım. Yarrağımdan fışkıran döller çarşafı berbat etmişti. Ama bu umrumda bile değildi. Bu benim için unutulmaz bir andı ve bunu doyasıya yaşamak istiyordum.
Birkaç dakika sonra iyice rahatlamıştım ve kendime gelmiştim. Önce tangasını, ardından eşofmanını giydirip üstünü başını düzelttim. Çarşafına dökülen döllerimi temizledikten sonra her hangi bir olumsuzluk varmı diye etrafa baktım. Sadece döllerin ıslaklığı kalmıştı çarşafta, o da önemli değildi, hava sıcak olduğu için sabaha kadar kuruyacağından emindim. Işığı kapatıp odadan çıktım.
Ertesi gün uyandığımda saat 12:00’ye geliyordu. Serpil işe gitmişti. Odasını kontrol ettiğimde çarşafın değiştirilmiş olduğunu farkettim. Kirlilerin konduğu sepete baktığımda, tanga, eşofman bir de çarşaf, aynı yerdeydi. Acaba birşeyler anlamışmıydı diye doğrusu çok merak ediyordum.
Akşam saat 22:00 gibi eve geldiğimde, Serpil yemek yapmış beni bekliyordu. Geç geldiğim için, “Nerde kaldın yaa? Saatlerdir seni bekliyorum. Seni beklediğim için ben de yemedim!” diye sitem etmesi, bir an canımı sıktıysa da, yüzündeki gülümseme beni yumuşatmıştı. “Özür dilerim kız, açlıktan ölmeni istemem! Sonra bizimkiler ne der!” dedim. Serpil, “Sen özür dilermiydin Gökay?” diye takıldı. Ben de, “Biricik kardeşimden özür dilemeyeceğim de, kimden dileyceğim kız!” dedim. Bu lafıma teşekkür etmişti.
Sonra konuyu önceki akşama getirdi, “Akşam ne olduğunu bile hatırlamıyorum. Çok mu sarhoş oldum?” diye sordu. Ben de, “İki bira içtin kendinden geçtin. Ayakta bile duramıyordun, odana taşırken anam ağladı. Ne kadar ağırsın kız!” diye takılınca, Serpil, “Saçmalama!, sadece 55 kiloyum, sence 55 kilo çok mu?” dedi. Kızlar kendisine kilolu denmesinden hoşlanmadıkları için özlllikle böyle söylemiştim. Şaka yaptığımı anlayınca da gülmeye başladı. O akşam birşey olmamış gibi yemeğimizi yedik, TV seyrettik.
Sonraki günler normal şekilde geçiyordu. O işine gidip gelirken, ben de öylesine takılıyordum. Serpil nişanlısıyla buluşmaya devam ederken, bu buluşmalar bazen geç saatlere kadar sürüyordu. Bir akşam eve döndüğünde yüzünün asık olduğunu farkettim. “Ne o kız? Yüzünden düşen bin parça!” diye takıldım. “Yok birşey!” dedi, ama bira içtiğimi görünce, gitti bir bardak getirdi ve “Bana da doldursana, içmek istiyorum!” dedi. Bir şişe de ona açtım ve bardağını doldurdum. Bardağı aldığı gibi yudumlamaya başladı, bir dikişte hepsini içti. Bu durumu görünce, “Hop hoop! Biraz yavaş iç!” dedim. Aslında içmesi benim işime geliyordu, geçenki gibi sarhoş olamsını istiyordum. İkinci kez bardağını doldurdum. Bir iki tane kuru yemiş ağzına attıktan sonra, tekrar yudumlamaya başladı. Nışanlısıyla tartışmış gibi bir hali vardı. Kızgınlığı yüzünden okunuyordu.
Biraları ard arda götürürken, bu durum hoşuma gitmişti. Onu izlerken, o akşam yaşadıklarım aklıma geldi. Nasıl bir amcığa sahip olduğunu çok iyi biliyordum. Bu gün üzerinde diz boyu bir etek vardı. Etek bol olduğundan, eteğin kenarlarını, bacaklarının altına toplamıştı. Dizine kadar görünen bacaklar, pürüzsüz tertemizdi. Ağda veya epilasyon yapmış olmalıydı.
Dördüncü bardağı yudumlarken, kelimeler ağzında yuvarlanmaya başladı. Ne dediğini kendisi bile bilmiyordu. Saçma sapan konuşurken, kendi kendine gülüyordu. Bu kez geçenkinden daha fazla içmişti. Kontrolden çıkmaya başlamıştı. Sağa sola eğilirken, yapışık bacakları zaman zaman açılıyordu, bembeyaz bacakları baldırlarına kadar görünüyordu. Anlar diye endişelenirken, bakmadan da yapamıyordum. Bu görüntü yarrağımı hareketlendiriyordu. Öne doğru eğilip gizlemeye çalışırken, kalp atışlarım da hızlanmıştı.
Sonra Serpil, “Lavobaya gitmem lazım!” diyerek yerinden kalktı. Yanımdan geçerken kendini sıktığını farkettim, sıkıştığı her halinden belli oluyordu, nerdeyse altına işeyecekti. Tuvaletin kapısını açtı ve içeri girerken, ‘Zoorrt!’ diye osurdu. Küfürler ederek tuvalete girdi. İçtiği biralar onu işemeye zorlamıştı. Öyle tazyikli işiyordu ki, işeme sesi salona kadar geliyordu. Hem işiyordu, hemde zaman zaman osuruyordu.
Tuvaletten çıktıktan sonra odasına gitti. Aradan bir müddet geçtiği halde, Serpil’den ses seda çıkmamıştı. Ne olduğuna bakmak için odasına yöneldim. Odasındaki ışık yanıyordu. Ne yaptığını öğrenmek için sessizce yaklaştım. Açık olan kapıdan içeri baktığımda, yüzü koyun uzanmış yattığını gördüm. Kalçalarına kadar açılmış olan etek, süt beyaz bacaklarını ortaya çıkarmıştı. Biçimli olan çıkık götü çok güzel görünüyordu. Cesaretimi toplayıp içeri girdim içeri. “Serpiil! Serpiil!” diye seslendim. Herhangi bir şekilde de olsa tepki vermiyordu. Kendinden geçmiş, derin bir uykuya dalmıştı.
Bunu fırsat bilerek yanına oturdum. Süt beyaz bacakları tertemiz görünüyordu. Kalçalarını örten eteğini yavaş yavaş beline doğru çektim. Şimdi önümde harika bir manzara vardı. Kalçaların arasına sıkışan külot, iki dağın arasından akan dere gibiydi. Açık mavi külotu çok seksiydi. Kalçalarındaki lekeler dikkatimi çekmişti. Dikkatle incelediğimde, gördüklerime inanamamıştım. Kalçalarındaki morarmalar, parmak izine benziyordu. Bunu yapanın kim olduğunu anlamak için kahin olmaya gerek yoktu. Sanırım nışanlısıyla sevişmişti. Kızmıştım, ama bunları düşünmenin sırası değildi.
Daha önce kıllı olan yerler, tertemiz kaymak gibiydi. Hafiften tenine dokundum. Avucumun içiyle, önce bacaklarını, ardından kalçalarını okşamaya başladım. Bu inanılmaz bir duyguydu. Serpil öylece hareketsiz yatıyordu. Okşamalarım çoğaldıkça, kendime olan güvenim de artıyordu. Cesaretimi topladıktan sonra, külotunu çıkarmaya karar verdim. Lastikli yerleri belini sıkmıştı. Yanlarından tutarak yavaş yavaş sıyırmaya başladım külotunu. Birkaç saniye içinde külottan da kurtulmuştum. Serpil’de halen hareket yoktu. Kalçaları tüm ihtişamıyla meydandaydı. Bir ara kıpırdar gibi oldu. Bu kıpırdama işimi kolaylaştırmıştı. Sağ bacağını Yana doğru açarken dizine doğru kırmıştı…
Gördüğüm manzara olağan üstüydü. Kılları temizlenmiş olan amı, kabak gibi parlıyordu. Ortasını ikiye bölen çizgi, şimdi daha net görünüyordu. Kalçalarının arası kızarmıştı. Bu kızarıklık, külotun sürtünmesinden olabilirdi. O an kendimce öyle düşünmüştüm. Elimi uzattıp amını yoklaklarken, çizginin arasında sıkışan küçük dil harika görünüyordu. Ortadan ikiye bölünen yeri hafif hafif okşuyordum. Bir müddet okşadıktan sonra, amının dudaklarını parmaklarımla gerdim. Deliğine bakarken, içim gitmişti. Bakire olduğu her halinden belli oluyordu. İşeme yerinin altında küçücük bir deliği vardı. Parmaklarımı çektiğimde, amının dudakları diri ve sert olduğundan, ağız kısmı anında kapanmıştı.
Bir yandan Serpil’i incelerken, diğer yandan yarrağımı okşuyordum. Daha önce kıllı olan arka deliği, eminim şimdi tertemizdi. Arka deliği merak ederek kalçalarına yöneldim. İki yandan tutarak kalçalarını gerdiğimde, gördüğüm manzara beni ürkütmüştü. Kendi kendime, (Bu ne böyle?) diye söylenirken, inanamıyordum. Daha önce küçücük olan delik, sanki büyümüştü. Götünün deliği, şişenin ağzı gibi açılmış, içi görünüyordu. O an aklıma nişanlısı Ferit geldi. Belli ki Serpil’i götten sikmişti. Birkaç saat önce siktiği için, deliği halen gevşek duruyordu. Gördüklerimden inanılmaz şekilde heyecanlanmıştım. Bu duruma daha fazla dayanamadım ve birden kasılmaya başladım. Müthiş bir zevkle boşalırken, külotumu berbat etmiştim.
Banyoya giderek pislenmiş olan giysilerimi çıkardım. Serpil’in akşamki durumu aklıma geldi, eve geldiğinde kızgın olmasının nedenini şimdi daha iyi anlıyordum. İyice temizlenip banyodan çıktım. Odasına döndüğümde, Serpil halen aynı pozisyonda yatıyordu. Kendimi toparlayıp ikinci kez kalçalarını gerdim. Ağzımda birikmiş olan tükürüğü, götünün deliğine tükürdüm. Parmağımla tükrüğü yedirdikten sonra parmağımı deliğe bastırdım. Kaygan olan parmak, rahat bir şekilde içine girmişti. Yavaş yavaş ileri geri hareket ettirmeye başladım. İçinin sıcaklığı parmağımı yakıyordu. Sonra iki parmağımla denedim. Yine kolay girmişti. Parmak sayısını artırdıkça, götünün deliği halen kabul ediyordu, ağız kımı açıldıkça açılıyordu. Bir müddet, dört parmakla devam ettim. Elimi çektiğimde, ağız kısmı anında kapanmıştı. Götünün deliğini, 10-15 dakika boyunca parmaklarımla sikerken, Serpil’den gık bile çıkmamıştı.
Bu sırada yarrağım kalkmış, demir gibi sertleşmişti. Artık karar vermeliydim. Bu fırsatı kaçırırsam, böyle bir şans bir daha yakalamayabilirdim. Ya şimdi, ya hiçbir zaman. Bunu mutlaka denemeliydim. Bacaklarını iki yana doğru açtım. Belinden tutup geri doğru çektim. Azda olsa domalma pozisyonuna getirdim. Vücudumu bacakların arasına yerleştirdim. Götünün deliğine bolca tükürdüm. Yarrağımıda kayganlaştırdıktan sonra, artık engel kalmamıştı. Sertleşmiş olan yarrağımı, ağız kısmına dayadım. Ağırlık vermemek için kollardan destek alırken, yüklenmeye başladım. Kafası girdiğinde heyecandan titriyordum. Biraz daha, biraz daha derken, yarısına kadar soktum. Yarrağımı saran delik, inanılmaz zevkliydi. İleri geri hareket ederken, yavaş yavaş hızlanmaya başladım. Tanrım ne müthiş zevk bu böyle! İlkkez birini götten sikiyordum, o da üvey kızkardeşimin götüydü.
Zaman ilerledikçe, derinlere sokmaya çalışırken, zevkten uçuyordum. Kayganlık azaldığında, geri çekilerek tükrüğümle kayganlaştırıyordum. Sonra tekrar sokuyordum. Birkaç dakikadır, daha önce yaşamadığım zevkleri yaşıyordum. Serpil’in götünü sikerken, kim olduğunu unutmuş gibiydim. Yarrağımı sonuna kadar bastırırken kalçaları kasıklarıma değiyordu. Kalçaların yumuşaklığı gerçekten harikaydı. Dakikalardır sikerken, şimdi daha rahat hareket ediyordum. Delik gevşemiş iyice açılmıştı. Ama yinede müthiş zevk alıyordum.
İkinci kez olduğu için boşalmam uzun sürecekti. Daha fazla dayanacağımı düşünmüyordum. Ama zevk dalgası tüm bedenimi sararken, boşalmak üzere olduğumu anladım. Boşalma öncesi, hızlı hızlı sikerken karar vermem gerekiyordu. Karar vermeye fırsatım bile olmamıştı. Götünün derinliklerine büyük bir zevkle boşalmaya başladım. Birkaç saniye boyunca, tüm döllerimi götünün içine boşaltmıştım. Bir müddet içinde kaldıktan sonra üzerinden çekildim. Az da olsa pişmanlık hissine kapılmıştım. Sabah olduğunda anlamasından endişe duyuyordum, mutfaktan bir koşu peçete getirdim. Peçeteyle kalçalarını silerken, gözüm amına takıldı. Parmağımla yokladığımda, bunun am suyu olduğunu farkettim. Boşaldığım için amı ilgimi çekmiyordu. Önce külotunu ayaklarından sokarak giydirdim, ardından eteğini aşağıya doğru çekerek bacaklarını kapattım. Işığı söndürüp çıktım.
Banyoya girip güzel bir duş aldım. Sonra da odama gittim, yatağıma uzandım. Az önceki yaşadıklarımı düşünürken derin bir uykuya dalmışım.